26 kişi kendisini tutuyor, 8 arkadaşı var.
evet, fink, konumuz hafıza:
hafızın tekine sormuşlar: unutabildin mi? diye. unutamadım değil, unutmadım demiş. unutmaya çalışsam unutamazdım gerçi diye de eklemiş. neden unutmaya çalışmadın? demiş beriki salakça. ya çoksevdiğim bir şeyi neden unutmaya çalışayım ki? diye çıkışmış hafız. tepesi atmış biraz amma çaktırmamış berikine. taşımak ağır değil mi? diye sormuş beriki bu sefer içten bir gamla.
ne gam! demiş hafız. gönül taşmadığı sürece taşır. taş yerinde ağırdır, amma sıksan suyu çıkar. hafızanın suyu geldi mi, anılar aralarında anlaşıp bir "ruhun gemisi" inşa eder. gemiler ki asla yaşanmak istenene kalkmaz; zaten bu gemi de, kalkmak için değil boğulmamak içindir.
evet, fink, konumuz keskin:
günler öylece kendi kendine geçsin diye
bir camın arkasında durdum
bana dokunmasın hiçbir şey
hiçbir şey yarama merhem olmasın
iyileşecekse, hiçbir şeysiz iyileşsin diye
bir camın arkasında durup
akan hayata ve zamana baktım.
bilirdim, biliyordum, biliyorum,
bittiğinde, geçtiğinde,
azaldığında sızı, iyileştiğimde,
o saman tadıyla karıştığında;
her şey daha acı olacak.
Sayın fink,
domelio etiketine yazdığınız ahkamı çok sevdim. Orada anlattığınız şahıslarla pek çok ortak yönüm olduğunu düşünüyorum. Acaba yazıyı yazarken yararlandığınız kaynakları açıklayabilir misiniz? Bir de ileride domeliyo olmak isteyen gençlere ne önerirsiniz?
Mektubuma burada son verirken bu tür yazılarınızın devamını diler, çok selam eder, gözlerinizden öperim...
Cengiz Balta
fink, bugün senin yerine, editörümle, onun "nerde kaldın sen?" bakışıyla, masasını taşıyan bir çalışan, ona masasını taşımada yardım eden bir iş veren, bir salyalı köpek, iki dilenci ve sayısız yabancıyla karşılaştım. oysa "iyi ki doğdun" diyesim vardı sana. evet, bir daha..
Finko a be eyi ki olmuşsun, furthermore, eyi ki böyle dilli, maharetli olmuşsun…Düşünüyorum da, yıl olarak değil belki ama takvim olarak benim tam kotarıldığım gün (+/-1) sen olayı bitirip çıkmışsın, ahaha, enteresan bir şey bulayım dedim, bu çıktı, sorry, peki şunu biliyor musun;
Alman Fransız İngiliz lo nedir ortak diliniz
İsküzmi’den anlamam ben bilmem ne dediniz
Ay em sori ne soori güzelim size nolii
Düdüdütdüddütdüüdüdüü
Bunlar mali götirii
Ankarakralı Turgut. Bu vesileyle, bu manalı ve güneşli günde sana bir best of Ankara trans elektro-saz sidisi yapıyorum. Yazmalı, çizmeli, bol eserli bir yılın olsun…
ben bu konuda gerekli açıklamayı önceden yaptım sanırım. üstüme gelmeyin.
Ya ben tanıştım, çok memnun kaldım, çok şey kattı bana, halen katıyor hayatıma çeşitli renkler. Çok derinlerdedir, böyle derinlik sarhoşluğuna eşderğer bişey, çarpar zehirli balık gibi, panzehiri kendisidir yine. Böyle tünelde yürürken gördüm bigün, güneş gözümü alıyordu tam o esnada, bağırdım çağırdım adeta bir anektod kendisi, anektod'dan öte mi desem bilemedim, of ya. Selam tanışabilir miyiz?
Ah be monüm, böylesine usturuplu edepsizleşebilen, parmak uçlarına küfrü bu denli yakıştıran "seni" bile Garantina altına aldılar ya. Bazen kıçıma kaş göz yapıyorum bayağı oyalanıyorum, üstelik kıç benim kıçım, Garantina korkum da yok.
Son olarak buradan senin ahkamlarını ihbar eden şerefsizlere seslenmek istiyorum. Hepinizi billurlarınızdan tavana çivilemek istiyorum. Tabi hala yerlerinde duruyorlarsa. Jurnalci dümbükler sizi...
Seri bir kelime oyunu makinesi, neverlandin forever kızı, gülüşü tsunamikovar olarak kullanılabilir, enerjisi ilk Türk roketini fezaya fırlatabilir, her nevi devlet erkânına rozetini yedirtebilir, altlarına ettirtebilir, kafalıdır ayriyeten de kafası vardır, trink diye de bir kankası vardır, listesinde bulunan bir başka şahısla yan yana geldikleri taktirde ivedilikle Türk Atom Kurumu haberdar edilmeli ve aquamarine alarmı verilmelidir. ..;))) (bu nazarlığı iki shot smirnoff şeftali+ice tea şeftali arasında yazdım kendimi şeftalilenmiş hissediyorum, şerefine fink içkimin son damlasına kadar…)
fotoğraf, sarısabırdan safaşk'a ermişken,
- yanlış numara ile saf âşık arasında bağrı dağlayan tek tel...
fotoğraf, karasevdadan sarısabıra dönüş!müş!ken!
geleceğe akan şiirin ilk dizesi aynen...
gitten gide gidişte sarı bir sabıra bürünen "demleket"!
saadetin dikiz aynası...
dear god;
are u god? what foot are u? orrayt orrayt don't hit me anymore.
god, i am fucking gamma hydroxybutyrate wherever u look. so i found a beautiful face and mind, when i looked for u.
was i fooled? where is the fucking tonga? under my feet? or under my dick?
"âlem heme derd-i aşk ü ülfet
bâki keder ü elem nühûset"
deyör ki şeyh galibim:
bu âlem aşk ve dostluk derdinden ibarettir,
geri kalanı sadece uğursuzluk, ıstırab ve kederdir.
çok kafalı pornosunuz fink!
- sizin çocuk için çok kafalı diyorlar. fakat o, kafam girsin diye mukabele ediyor.
halden hale geçişte adamın yüzünde faça bırakan istanbul!
saadetin çakma aynası...
üyesi olduğu bir topluluk yok